Fitch'ten yapılan açıklamada, ABD'nin Avrupa Birliğinden (AB) yaptığı ithalata getireceği olası geniş kapsamlı tarifelerin, Avro Bölgesi Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'na (GSYH) net ticaretin katkısını azaltacağı, güveni ve yatırımı zedeleyeceği ve Alman ihracatçıların karşılaştığı zorlukları artıracağı aktarıldı.
Açıklamada, öngörülenden daha geniş kapsamlı tarife uygulanmasının Fitch'in bu yıl Avro Bölgesi için tahmin ettiği yüzde 1,2 büyüme beklentisi için ek riskler oluşturduğu belirtildi.
Yüksek hanehalkı tasarruf oranları ve siyasi belirsizliğin bazı büyük Avrupa ekonomilerinde toparlanmayı baskıladığına işaret edilen açıklamada, ancak yapısal iyileştirmelerin İspanya'nın GSYH potansiyelini artırdığı belirtildi.
Açıklamada, büyüme konusundaki endişeler ve enflasyonun hedef seviyeye döndüğüne dair güven nedeniyle, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) faiz oranını temmuz ayına kadar yüzde 1,75'e düşürmesinin beklendiği ifade edilerek, bu oranın Fitch'in yüzde 2 olan nötr faiz oranı tahmininin altında olduğu bildirildi.
Faiz indirimlerinin kredi imkanlarını artırarak konut ve inşaat gibi sektörlerde ekonomik faaliyetleri canlandırabileceği vurgulanan açıklamada, daha gevşek finansman koşullarının birleşme ve devralma işlemlerini kolaylaştırabileceği belirtildi.
Açıklamada, tüketimi ve fiyatlandırma gücünü zayıflatan ticaret gerginliklerinin Avrupa şirketlerinin "nötr" sektör görünümü için temel riskler olduğuna dikkati çekilen açıklamada, yeni tarifelerin özellikle ABD'ye ihracat yapan veya ara mal ithalatına bağımlı olan sektörleri etkileyebileceği kaydedildi.
S&P Global'den açıklama
S&P Global, Avrupa'nın savunma harcamalarına ilişkin seçenekleri içeren raporunu yayımladı.
Raporda, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Avrupa'nın güvenlik zafiyetlerini ortaya çıkardığı, Avrupa ülkelerinin, 2014'ten bu yana savunma harcamalarını neredeyse iki katı artırmalarına rağmen halen NATO'nun Gayri Safi Yurt içi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 2'si olarak belirlediği hedefin altında kaldığı kaydedildi.
ABD'nin, NATO'nun askeri bütçesinin yaklaşık üçte ikisini finanse ettiği belirtilen raporda, mali kısıtlamaların Avrupa ülkelerinin askeri harcamaları artırma kapasitesini sınırladığı, bu nedenle ülkelerin AB destekli tahviller gibi savunma için ortak finansman seçeneklerini araştırdığı aktarıldı.
Raporda, ABD Başkanı Trump'ın, NATO üyelerine GSYH'lerinin yüzde 5'ini savunmaya harcamaları çağrısında bulunduğu anımsatıldı.
NATO üyesi Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırmalarına yönelik 3 farklı senaryonun yer aldığı raporda, ilk senaryoda savunma harcamalarının yüzde 2,67'ye, ikinci senaryoda ABD seviyesi olan yüzde 3,3'e, üçüncü senaryoda da yüzde 5'e yükseltilmesi durumu değerlendirildi.
Raporda, senaryolar çerçevesinde savunma harcamalarının yılda 242 milyar dolardan 875 milyar dolara kadar artırılması öngörülürken, özellikle yüzde 5'lik bir artışın, diğer harcamalarda kesintiler yapılmadan veya kredi seviyeleri baskı altına girmeden finanse edilemeyeceği bildirildi.
Avrupa Birliği (AB) mali kurallarında değişiklik yapılmaması durumunda, çoğu Birlik üyesi ülkenin savunma harcamalarındaki artış seviyesini karşılamak için bütçelerini yeniden önceliklere göre düzenlemek zorunda kalacağı belirtilen raporda, savunmaya daha fazla harcama yapabilmek için sosyal harcamaların kesilmesinin gerekebileceği ve bunun önemli siyasi sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.
Raporda, birçok Avrupa ülkesinin halihazırda yüksek kamu borcu ve bütçe açığıyla mücadele ettiği, yavaşlayan ekonomik büyüme, nüfus artışının hız kesmesi ve artan sosyal maliyetler arasında daha fazla askeri harcama yapmanın zor olacağı belirtildi.
Yüzde 5 savunma harcaması senaryosunda, 2025 yılı bütçe açığının Romanya'da yüzde 9,5, Fransa'da yüzde 8,9, İtalya'da yüzde 7,1 ve İngiltere'de yüzde 7'ye çıkacağı belirtilen raporda, bu artışın kredi notlarını olumsuz etkileyebileceği bildirildi.
Raporda, artan askeri harcamaların ekonomik büyümeyi teşvik etmesinin beklenmediği vurgulanarak, AB'de savunma harcamalarının mali çarpan etkisinin düşük kaldığı hatırlatıldı.
Savunma harcamaları konusunda ortak borçlanmanın bir seçenek olduğuna işaret edilen raporda, Almanya dahil bazı ülkeler buna karşı çıksa da Norveç ve İngiltere gibi AB üyesi olmayan ülkeleri de içeren bir ortak finansman düzenlemesinin kredi itibarını güçlendireceği belirtildi.
AA